top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıEce Bozdağ

Mahrum Bırakarak Çocuklara Öğretebilir miyiz?

Çocukların sevdiği şeyleri elinden alarak veya birtakım haklarından (parka çıkma zamanı gibi) süreli mahrum bırakarak doğru ve yanlışı öğrettiğimize dair yaygın ve geleneksel bir inanç var. Kimi zaman, hatta belki çoğu zaman anlık çözüm sunduğu da bir gerçek. Ancak bu tip durumların arka planında çocuklarda gerçekten bir öğrenme ve doğruyla yanlışın ayrımına varma gerçekleşiyor mu tartışılır.


Eğer o bir ‘şey’ veya hak çocuğun dürtülerini durdurabilecek kadar değerliyse, onu çocuğun elinden alma tehdidi çocuğun sinir sistemi için çok büyüktür. Akranıyla paylaşmadığı için sinirlenip elinden aldığımız oyuncak veya ödevini bitirmediği için çıkamayacağı park çocuğa doğruyu öğretmekten ziyade sevginin koşullu olduğunu / olacağını öğretir.


Bir çocuğun -doğru veya yanlış- dürtülerini anında durdurabilecek bir koşul (değer verdiği bir şeyden mahrumiyet) çocuğun sistemine esasında daha fazla rahatsızlık yükler ve bu aşırı yüklenme daha zorlu davranışlar olarak, belki şekil değiştirerek karşımıza çıkmaya devam edecektir.


Yani mahrum bırakma, çocuklardaki zorlayıcı davranışların nedenine hiç dokunmaz; aksine üzerine ekleme yapar. Bir diğer ihtimal ise, çocuğa sürekliliği olan bir şekilde mahrum bırakma ile disiplin verildiğinde çocuk kaybetmenin rahatsızlığını o denli büyük hisseder ki, çocuğun sistemi kayıpların acısını hissetmemek için bir savunma olarak donar.

Ödül ve ceza, mahrum bırakma gibi anlık çözüm sunan yöntemler uzun vadede etkili değildir. Ayrıca ebeveyn-çocuk ilişkisini olumsuz etkileyebilmektedir. Pozitif disiplinin en kilit noktası duyguları dinleme ve onlara alan açma yeteneğimizdir. Bakımveren olarak duygu kabulümüz arttıkça, pozitif sınır koyarken bir yandan da özgürlüklerini destekler hale geliriz.




40 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page